Bazen geriye dönmek istersin, ileriyi göremeden. Geçen süre zarfında fazlaca düşünmen yeterli olmuştur, düşlerini yitirmene. Düşünmekten çok bireyin kendisiyle imtihanıdır aslında bu.
Derin bir boşluğun içinde olmak, karanlık ve çıkışı bulunmayan yolun başlangıcıdır. Ama her zaman karanlık için üretilmiş bir el fenerinin varlığına inanmak, evde unutulan herhangi bir eşyadan da bir farkı yoktur. Ve şimdi bir yıl öncesine dönmek demek, elimde bir fenerimin olması ve fazlasıyla düşünme hakkımın olabilmesiydi..
Ayrıca, Kendini güvence altına alan kişinin, düşünmeye ihtiyacı vardır..
Bazen kazanmanın iki seçenekten sadece birini seçmek olduğunu söylerler. Dolayısıyla üçüncü bir seçeneğin varlığından haberimiz bile olmaz. (B.T)
9 Ekim 2012 Salı
28 Eylül 2012 Cuma
Uzun süre önce varmıştık bunun farkına. Daha o zamanlar 1-2 kişi dışında hiç kimse fark etmemişti bu durumu. Belki de böyle olmasının bizde yarattığı boş vermişlik hali en iyisiydi..Böyle düşünceler her zaman mutlu etmişti.
Henüz daha o zamanlar kaybedilen şeylerin kıymeti de bilinememişti. Kaybedilen bir çok şeyin yerini alan ve açılmış yaraların üstüne yara bandı görevi yapan bazı şeylerin de varlığına inanmak, belki de en büyük yaraların tekrardan açılmasına neden olmuştur.
Henüz daha o zamanlar kaybedilen şeylerin kıymeti de bilinememişti. Kaybedilen bir çok şeyin yerini alan ve açılmış yaraların üstüne yara bandı görevi yapan bazı şeylerin de varlığına inanmak, belki de en büyük yaraların tekrardan açılmasına neden olmuştur.
10 Temmuz 2012 Salı
(-) ''Hayatında yaşadığın her acı olaya anlam yüklemeye çalışıyorsun'' dedi ve ardından devam etti, ''Anlam yüklemeden de zorlukların üstesinden gelebilirsin, ya da daha kolay unutursun. Birazda bunu denemelisin..''
(+) ''Peki yaşadığın her acı olay bir öncekini hatırlatmaz mı?''
(-) ''Evet hatırlatır, bu duruma zamanla alışır ve anlam yüklemeye başlarsın. Şu anda yaptığın gibi..''
(+) ''Peki yaşadığın her acı olay bir öncekini hatırlatmaz mı?''
(-) ''Evet hatırlatır, bu duruma zamanla alışır ve anlam yüklemeye başlarsın. Şu anda yaptığın gibi..''
11 Mayıs 2012 Cuma
Genelleme güzel bir önyargıdır
Toplum baskısının en şiddetli ve en yoğun hissedildiği şu günlerde, yön sorunuyla karşı karşıya kalıyor insan. Toplum içerisinde gayri ihtiyari bulunan birey, toplumun bir parçası olabilmek için yoğun bir çaba sarf ediyor. Aslında yapmak istedikleri ve yoğun çabaları, zaten toplum içerisinde demoralize edilerek bireyi saygı duymaya itiyor. Bir yandan yönünü belirlerken, diğer taraftan çıkmaz sokağa yönlendiriliyor.
Sadece ve sadece toplum için yaşayabilmiş ve hayallerini toplumun bir parçası olarak kafasından atıp ideallerini karanlığa itiyorsa, ciddi bir sorun var demektir.
Christopher MCcandless (Alexander Supertramp) 1968 - 1992
2 Mayıs 2012 Çarşamba
Gecenin rengi
Gecenin rengi kırmızıdır aslında, denizin kahverengi olduğu gibi.
Gece lambasından saçılan ışıkların rengi, denize yansıdığı sırada, tüm şehrin denizin üstünde olduğuna inanıyor. Şehirde bulunan herhangi bir rengin yansıması ise çok şiddetli oluyor. Daha sonra, aslında gecenin de kırmızı olduğunu fark ediyor insan. Şöyle bir denize baktığı zaman.
Tüm bunların ardından denizin kahverengi olmasının nedenini ise, bulunduğu odanın tavanında ki kahverengiden kaynaklandığına inanmak bile istemiyor...
18 Nisan 2012 Çarşamba
Zamansız Düşüş
Bence hayat yanlış zamanda yanlış yerde olmaktan ibarettir.
Bunun farkına varabilmen için, epeyce bir zamanın geçmesi gerekir.
Ama genellikle yanlış zamanda olduğun söylenir.
Yanlış yerde olduğunu bilemezsin, o anda kendini görmen imkansızdır.
Bir çıkış yolu aradığını fark ettiğin zaman, yanlış yönde olduğunu anlaman uzun sürmez.
Oradan hızlı bir şekilde kaçıp kurtulmak istersin. Ama imkansızdır.
Bu düşünceye dik bir yamacın tepesindeyken,
Aşağıya sallanan sonbahar yapraklarına tutunmak için son bir çaban da fark edersin.
Ve bazen o kadar çok şiddetli bir rüzgar eser ki,
Adım atmayı bırak, yerinde saymaya bile gücün olmaz.
Bunun farkına varabilmen için, epeyce bir zamanın geçmesi gerekir.
Ama genellikle yanlış zamanda olduğun söylenir.
Yanlış yerde olduğunu bilemezsin, o anda kendini görmen imkansızdır.
Bir çıkış yolu aradığını fark ettiğin zaman, yanlış yönde olduğunu anlaman uzun sürmez.
Oradan hızlı bir şekilde kaçıp kurtulmak istersin. Ama imkansızdır.
Bu düşünceye dik bir yamacın tepesindeyken,
Aşağıya sallanan sonbahar yapraklarına tutunmak için son bir çaban da fark edersin.
Ve bazen o kadar çok şiddetli bir rüzgar eser ki,
Adım atmayı bırak, yerinde saymaya bile gücün olmaz.
14 Nisan 2012 Cumartesi
Anlık düşünce
İnsanların en büyük zaafları, insan olduklarının farkında olmamalarıdır. Farkında olmalarını sağlayacak herhangi bir gücün henüz kendileriyle tanışmış olmadığının göstergesidir. Dolayısıyla çarkın sürekli içinde olmaları ve çarkın her dişlisinin bir parçası olmaları, kendilerinde yarattıkları heyecan ve hırsı tarifsiz kılar. Oyunun ve yarışın içinde var olabilmekte, en büyük gayeleridir hayatta.
Bu işin sonunu düşünmez birey. Sadece ve sadece anlık düşünür. Bu anlık düşünmenin kıymetini bilmeleri ise en büyük varlıklarıdır. İnsanlık dışında kalan bu sistemin, sistem dışarısına ittiği en büyük etkenlerden biri de anı yaşamak ve ona göre hareket etmektir. Anında hareket edemeyen birey, kaybolmaya ve yok olmaya mahkumdur. Düşünce gücünün yüksekliğinden, saygınlığından bahsederken, aslında anlık düşüncenin ne kadar değerli bir olgu olduğunu görürüz. Buna değer vermeye meraklı oluruz. Bazı çevreler tarafından anlık düşünce ve sistem çarklarından bir parça olabilmek, en üst seviye de olduğunun göstergesi olarakta ön plana çıkar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)